2 Oca 2015

Yeni Yıl, Eski Arkadaş

  En yakın arkadaşınızla nerede tanıştınız? Ya da nasıl? Hatırlıyor musunuz o günü? Yoksa sizde benim gibi 'Hiç unutmadım ki!..' diyenlerden misiniz? Ben en yakın arkadaşımla ilkokul 1. sınıfta tanıştım. Onu ilk gördüğüm anı hala unutamıyorum. Kısa küt siyah saçlarıyla sanki oraya zorla getirilmiş gibiydi. Bedeni oradaydı ama aklı bambaşka bir yerdeydi. Diğerlerinin bir kısmı avazı çıktığı kadar ağlıyor, bir kısmı önceden okul ortamına alışkın olduklarından sessiz sessiz öğretmeni bekliyorlardı. Ben ise yine bir aykırılık göstererek anneme gitmesi için yalvarıyordum. 'Anne ne olur git rezil oldum herkese! Ev altı üstü sokağın karşı tarafı ve buradaki kimse de yamyam değil. Ne olur eve git! Saat 2'de gelirim ben. Vallahi de billahi de gelirim rezil ettin beni yaa!' diye yalvarıyordum annem ise başımda Galata Kulesi gibi dikilmiş uçan kuştan dahi beni koruyordu.

  Sonra ona gözüm takıldı. Sınıflarımız açıklanırken görmüştüm ilk kez onu. Siyah küt saçları, benden yaklaşık 10 cm uzun olan boyu vardı. Ablam gibi duruyordu ilk bakışta ama birden abla rolüne ben geçtim. Önüne oturdum. Bunu bilerek yaptım çünkü onunla konuşmak istiyordum. Eğer görüş alanına girersem bana bir tepki verir diye düşünmüştüm, vermedi... Hatta göz kapakları bile oynamamıştı. Sonra onun canlı olup olmadığından şüphe ettim. Pekala biz okula daha kolay alışalım diye buraya manken bir bebek oturtmuş olabilirlerdi. Sınıflar açıklanırken gördüğüm o kızda belki farklı sınıfa gitmiştir? Olamaz mı? Olabilirdi hatta bana göre olmuştu ve bunu öğrenmemin tek bir yolu vardı; test etmek! Ani bir tavırla arkamı dönüp kimse görmeden saçını aşağı doğru çekiştiriverdim. Birden o cansız kız resmen devleşip bana 'Hey! O benim saçım!' dedi. Açıkça söylemek gerekirse şoka girdim. Cansız olması gerekiyordu onun! O şaşkınlıkla 'Aaa! Canlıymışsın!' dedim. Siyah, kalın kaşları önce çatıldı cevap vermeye hazırlanıyor gibiydi sonra ne olduysa vazgeçti. Başını öne eğip o hareketsiz haline geri döndü. İlk bir hafta hiç konuşmadı. Sadece oturup bekliyor zil çalınca anneannesi yada teyzesi geliyor ve onu alıp gidiyorlardı. Bu suskunluğunun nedenini hiç sesli olarak dile getirmedi ama onunla arkadaş olmayı becerdim.

  Bir yıl sonra nedenini bilmediğim bir nedenden okuldan ayrıldı. O okuldan ayrıldıktan sonra büyük bir boşluğa düştüm. Bir gün cesaretimi toplayıp öğretmene sordum. 'Öğretmenim o nereye gitti?' Öğretmen bana cevap vermedi. Bir kaç defa daha sordum yine yanıt alamadım. Aradan 1-2 hafta geçtikten sonra yine aynı soruyu sordum bu kez yanıt aldım ama hala keşke hiç cevap vermeseydi derim. Aldığım yanıt 'Öldü.' idi. Küçücük boyum iyice küçüldü sanki yavaş yavaş yerin altına doğru çekiliyordum. Ama içimde garip bir ses 'Şaka bu inanma!' diyordu. İnanmadım. Çocuklar ölmezdi ki... Ama yine de ağladığımı hatırlıyorum. Sonra sınıfımıza bir kız geldi. Hilal... Ağlarken beni görüp nedenini sordu. Benimle dalga geçer diye öğretmenin bana söylediği o dört harfi söylemedim ama 'En iyi arkadaşım okuldan gitti.' dedim. 'Üzülme bende kendi okulumdan ayrıldım benimde arkadaşım yok. Biz ikimiz arkadaş olalım' dedi. 'Tamam' dedim ve arkadaş olduk ama onu hiç unutmadım. Sonra o öğretmen gitti yeni bir öğretmen geldi. Bir gün Hilal'e onu anlatıyordum ve bunu yeni öğretmenim duydu. Hemen 'Ay ne ölmesi onun anneannesi benim alt kat komşum! Hep gelir anneannesine, ben senin onu çok özlediğini söylerim. Üzülme sen!' dedi. İlk başta inanamadım. Soyadını sordum, saç rengini, göz rengini... Evet hepsi tutuyordu! Ne kadar mutlu olduğumu anlatmam size çok zor... Onu göremesem bile yaşıyordu ya o da yeterdi bana. Sonra annem bana anket defteri aldı. Orada bir soru vardı. 'Hayatta en çok kimi ve nereyi görmek istersiniz?' Hemen altına 'Onu ve İstanbul'u görmek isterim!' yazmıştım. Aradan yıllar geçti. İkimizde ilk ve orta okulu bitirip liseye geçtik.

  9-D... Benim için genel olarak berbat bir yıldı. Tek güzel yanı sınıf arkadaşlarımdı. Hani derler ya bir şeyi 40 defa gerçekten istersen ölüm hariç olur, işte tamda bu oldu. Şans eseri onunla aynı sınıfa düştüm. Ondan sonra benim 1 yıllık eşit ağırlık sınıfımda okumam dışında hiç ayrılmadık. Açıkçası ayrılmaya da niyetimiz yok. İki deli Sarı geçinip gidiyoruz... Geçen düşündük kaç yıl oldu tanışalı diye 13 yıl olmuş... Ölümlerle, doğumlarla, depresyonlar ve başarılarla geçen 13 yıl...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorumlarda argo ve benzeri kelimeler kullanmamaya dikkat ediniz.
Türkçenin imla kurallarına uymaya özen gösteriniz.
+18 içerikli yorumlar yapmayı aklınızdan geçirmeyiniz.
Facebook ve Twitter Türkçesiyle yazılmış; k ve v harfleri yerine q,w,x harfleri kullanılan yorumlar okunmadan silinecektir.