7 Ara 2014

Ya Ölüm Olmasaydı?

Ölüm... Ne kadar soğuk ve karamsar bir olgu. Bazen kurtuluş olmasına rağmen acı verir hep birilerine. Sahi neden vardır ki ölüm? Yada hastalık... Hayatın değerini anlamamız için mi? Yoksa bir tür sınanma mıdır bu? Peki Tanrı bizi neden sınamak istesin? Zaten o bizi, bizden iyi tanımaz mı? Bize 'Ben size şah damarınızdan daha yakınım.' diyen o değil mi? O halde neden vardır ölüm? Üzülüp ağlamamız için mi? Ağladığımızda, üzüldüğümüzde Tanrının eline ne geçer? Hani Tanrı bizim hep mutlu olmamızı isterdi?

Şu an gözlerimin önünde küçük bir çocuğun resmi var. Çoğu zaman kendimden bile sakladığım bir resim... Masmavi gözleri kıvır kıvır saçlarıyla şaşkın şaşkın bakıyor 'yeni' arkadaşına... İnce uzun parmağını yavaşça uzatıyor arkadaşına doğru... Sonrası malum annesi 'Hayır!' diyerek tutuyor o minik uzanan eli. Korkuyor çocuk, ya gerçek bir bebek değilse, ya oyuncaksa bu kız?

Bir de küçük bir kız var fotoğrafta o da çocuğun iri mavi gözlerine takılmış öylece bakıyor. Az önce zorla üzerine geçirilen palyaço kıyafetini unutmuş, öylece saf saf bakıyor şirin oğlana... Bir yandan da korkuyor. Ya düşerse onu saran kolların arasından? Bu yüzden sıkı sıkı sarılıyor ona göre devasa büyüklükteki babasının işaret parmağına. Gerçek mi acaba bu çocuk? Olamaz değil mi? Mavi göz olur mu hiç? O ne öyle yeni biberonunun kapağı gibi?

Herkes gülüyor resme bakarken... Bir kişi hariç resimdeki o küçük kız ağlayarak bakıyor 1997 tarihli fotoğrafa... Oysaki oğlan o günü hayal meyal hatırlıyor. 'Senin canlı olabileceğini mumlar yanana kadar hiç tahmin etmiyordum ama mumlar yanınca canlı olduğunu anladım çünkü o minik bedenden beklenmeyecek yükseklikle ağlamaya başladın.' diye alaya alarak anlatıyor karşısındaki kıza... O zaman kız 11, oğlan 13 yaşında... Kız her yıl bir yaş atlıyor. kendi ifadesiyle yaşlanıyor. Onsuz olarak... Oğlan ise hep 15. Hiç değişmiyor artık yaşı. Her yerde her zaman 15. Asla bir bara giremeyecek, asla büyüyemeyecek yaşta...

 Arada hala aynı şeyi düşünür kız; ya ölüm olmasaydı? 'Hoş olurdu' diyor içinden gelen ilk ses, bir sonraki 'Hayır olmazdı!' diye karşı çıkıyor. Yine aynı labirente giriyorlar üçü. Arada kalıyor tekrar kız. 'Olur muydu olmaz mıydı? Karar verin artık!' diyor. Sesler aynı anda ayrı görüşleri savunmaya devam ediyor. Birden bir ağırlık çöküyor kıza. 'Bazıları için hoş, bazıları ise değil! diyor sırf kurtulmak için...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorumlarda argo ve benzeri kelimeler kullanmamaya dikkat ediniz.
Türkçenin imla kurallarına uymaya özen gösteriniz.
+18 içerikli yorumlar yapmayı aklınızdan geçirmeyiniz.
Facebook ve Twitter Türkçesiyle yazılmış; k ve v harfleri yerine q,w,x harfleri kullanılan yorumlar okunmadan silinecektir.