11 Kas 2014

Kitap Bağımlısı

  Bazı kitaplar nasılda insanın ruhunu okuyor... Adım adım hayatla tanıştığımız şu son iki yılda yaşadıklarımızı nasıl da güzel harflere diziliyor... Efendim bahsettiğim kitap İpek Ongun-Adım Adım Hayata... Ortaokulda ders çalışmak yerine okumayı tercih ettiğim serinin 4. kitabı. Nasıl derin bir heyecan ve umutla okumuştum... 'Ben İstanbul'da okusam üniversiteyi keşke...' diye başlayan hayaller kurduğum, İstanbul sevdamın yavaş yavaş oluşmaya başladığı yıllar. Böyle yazınca da kendimi 86 yaşında torunlarına gençlik anılarını anlatan babaanneler gibi hissettim kendimi. E ne yapayım ruhum yaşlı...

  O zaman Serra'ya imrenerek bakıyordum. Bilkent Turizm... Benim yapmaktan en çok çekindiğim ama bir o kadarda özendiğim mesleğe açılan kapıdan Serra çabucak geçivermişti. Anlattığına göre pek kolay olmamıştı ama...

  Romanla dip dibe yaşıyorum, Serra'yı kendime abla yapmış her adımını ince ince takip ediyor, kötü bir gün geçirdiğinde ağlama krizlerine giriyordum. Hatta bu yüzden epey dalga geçmişlerdi benimle... Bir sınıf arkadaşımın ağlama krizimde 'Üzülme 2 sayfa sonra geçer...' diye dalga geçtiğini biliyorum. Ama nedense hiç pişman olmadım Serra'nın dertlerini kendime dert ettiğime... Tekrar okusam yine aynı şeyi yaparım sanırım...

  O seriden önce bir 'kitap serisi bağımlısı' değildim. Ancak o seriyi okuduktan sonra bana bir şey oldu. Artık eğlenmek yada oyalanmak için değil, tıpkı bir sigara yada eroin bağımlısı gibi 'yoksunluk krizleri'mi dindirmek için okuyorum. Kendimi kontrol altına alamadan, durmaksızın okuyorum. Kitapçılarda kendimi kaybediyorum. Geçen iki tane roman aldım. Sonra dayanamayıp göz attığım diğer üç romanı da aldım. Arkadaşlarım 'Delidir ne yapsa yeridir.' dercesine baktılar bana. Gerçi onlar geçen dört yılın ardından alışmışlardı benim bu halime ama beni ikinci defa karşısında, kucağımda üç romanla gören kasiyer kızcağız 'Bu kız iki dakika önce iki roman almamış mıydı?' der gibi baktı. Belki de çıldırdığımı düşünmüştür o kadarını bilemem ama beni derince sorgulayan o gözleri fark ettim. Zaten edilemeyecek gibi de değildi.

  Son zamanlarda (hafta sonlarını yatağıma yapışmış halde geçirdiğimden) kitap alışverişlerimi internetten yapıyorum. Valla temiz iş. Yattığım yerden bir sürü dükkan geziyor 'sahaflardan' kitaplar alıyorum. Bir de mesajlar bırakıyorum 'sahaflarıma'. Laf  aramızda eğlenceli de... Elbette ki o kitaplıkların arasında kaybolduğunuzda ki o mutlulukla karışmış korku içinizde oluşmuyor ama kargoda başına bir şey gelecek korkusu ve kargocuların 'Kim o?' sorusuna verdikleri '... Kargo!' cevabı iki duygunun da yapayı etkisini veriyor.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorumlarda argo ve benzeri kelimeler kullanmamaya dikkat ediniz.
Türkçenin imla kurallarına uymaya özen gösteriniz.
+18 içerikli yorumlar yapmayı aklınızdan geçirmeyiniz.
Facebook ve Twitter Türkçesiyle yazılmış; k ve v harfleri yerine q,w,x harfleri kullanılan yorumlar okunmadan silinecektir.