22 Ağu 2014

Veeeee..... Zafer Kazandım!

  Şöyle bir baktım da üniversite tercihleri açıklanalı bayağı oldu ancak ben zorla köye götürülmüş olduğumdan yazamamıştım. Şimdi yazayım maceram eksik kalmasın. En son yazımda sanırım tercih listem yeni hazır, kuzu kuzu zamanını bekliyordu. Bekledi zamanı geldiğinde verildi. Uzunca bir süre açıklanması beklendi o arada dokuz doğuruldu ve açıklama günü geldi çattı ancak köy yerinde bırakın takvimi, saat bile garantili değil. Tabii tarihin geldiğinden emin olunamadığı için Ankara'ya dönüş bekleniyordu ki, her yerde kurtarıcım olan Çekikciğim yine bana haberi uçurdu.

'Sarııııııı, Allah seni bildiği gibi yapsın. Kına yak bir yerine Ankara'da kaldım senin yüzünden!'
'Ne? Nasıl açıklandı mı???'
'Evet bakmadın mı?' Bir internet sayfası 15 dakikada açılan bir bölgedeyim, telefon belirli bölgelerde çekiyor bizimki bakmadın mı diyor. Zeka işte...

  Neyse fırladım girdim eve başladım beklemeye internetin açılmasını. Facebook,Twitter,Gmail ve diğer tüm o an için gereksiz olan siteler açılıyor ama ÖSYM ve haber sitelerine gelince yok! Çıldıracağım! O zamana kadar ne oldu acaba stresinden başladım mı ağlamaya ama nasıl... Bir yandan mesaj atıyorum Çekik'e bir yandan yazdıklarımı bağırarak anneme okuyorum. 'Kesin kazanamadım unutun benden üniversiteyi yeni dershane bakın bana! Yok bakmayın benden ne köy olur ne kasaba! Hiç uğraşmayın benimle! Evde koca bekleyeyim ben... Sonra Çekik'im yine yetişti imdadıma 'Ben bakarım fotoğrafını çeker sana yollarım.' Onda tüm bilgilerim vardı zaten açtı baktı. Bu sefer başladı mı benimle dalga geçmeye?

'En son tercihini hatırlıyor musun?'
'Evet. Ankara Üniversitesi Dil Tarih Coğrafya Fakültesi Hititoloji'
'O neymiş ya? Öyle bölüm mü varmış?' Arkadaş kendisinden hiç beklenmeyen hafızasını ortaya koyup füze gibi puan yükselttiği için bu bölümleri görmemiş bile eminim yalnızca eğitim fakültelerine baktı o puanı gördükten sonra (Bende olsam bende aynı şeyi yapardım ama konumuz bu değil)
'Eee? Ne olmuş orası mı yani?'
'Bilmem kaç tercih yapmıştın?' Oyununa bakar mısınız nasıl oynuyor benimle? Ben o arada da ağlamaya devam ediyorum tabii ki...
'11'
'Heh işte o tercihten 10 tercih yukarı çık!'
'Ne? Nasıl Hacettepe mi? Sanat Tarihi?... Yemedim vallahi billahi yemedim çek fotoğrafını yolla!'
Bana yolladığı fotoğrafta kabak gibi suratım altında 'Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Beytepe Kampüsü' yazıyordu.
'Kazandım!? Kazandık!' bunu ilk önce yazdım, ardından kendi kendime söyledim ve bir anda puf ayağa fırlayıp sallanan evde zıplamaya 'Kazandım!' diye çığlık atmaya az önceki gözyaşlarımı mutluluktan akıtmaya başladım. Zavallı anneannem her şeyden habersiz duyamayan kulaklarının duyabileceği dozda bağıran torununa, şaşkın şaşkın, sabah uykusundan yeni uyanmış küçük çocuk gibi bakıyordu.
'Anneanne torunun fakülte kazandı!'
'Anaaaaaaaaam! Hayırlı olsun yavrum!'
'Nereyi? Nereyi?' Annem başını kapıdan merakla uzatmış soruyordu.
'Ha... Hacettepe!!!!' Tekrar hıçkırarak ve bağırarak ağlamaya başladım. Annem 'Aaaa!' diye çığlık atmakla yetindi. Sonra yeni doğmuşum gibi bana sıkıca sarıldı.

  Sonra yavaş yavaş üniversite sonuçlarının belli olduğunu öğrenenler aramaya başladı. Ama benim hedefim ilk önce teyzelerime haber vermekti. Önce en küçük ve en meraklı teyzemi aradım ama hala gözyaşlarım durmuyordu.
'Alo teyzeciğim...'
'Ecem? Ne oldu yavrum?'
'Ha... Ha... Hacettepe Sanat Ta... Tarihi kazandım!'
'Aaaa! Tebrik ederim! Aferin benim yavruma! Ben senden hep ümitliydim. Yolla da bende bakayım internetten...'  Çekik'in bana yolladığı resmi yolladım. Açtılar baktılar ve telefonda herkesin beni tebrik eden sesini, bazılarının çığlıklarını, Canavarımın 'Kazanmış mı? Ankara da mı kazanmış?' sorularını duydum. Teyzem benimle gurur duyarken Ilgın'ı istedim telefona ilk sorduğu 'Ankara da mı okulun?' onun sesini duyana kadar az da olsa sakinleşmiştim ama onun o minik ince sesi beni daha da hüzünlendirdi.
'Ankara'da...'
'Sen niye ağlıyorsun? Ayrılmadım işte senden...' O minik tıp tıp atan yüreğindeki tek korkusu buydu. Ya Ankara kazanamazsam?... Beni özlemesiydi tek sıkıntısı. Sadece onun için istedim Ankara'da okumak. Yalnızca o beni özlemesin diye yoksa gerçekten annemlerden habersiz yazardım bambaşka yerleri... Ama tercih döneminde hep o geldi aklıma. Minik yüreği çok üzülürdü ben gitseydim. Kıyamadım onun bana korku ve merakla bakan koca kahverengi gözlerine tüm tercihlerimi Ankara yazdım.
'Mutluluktan ağlıyorum. Çok mutlu oldum da ablacığım...'
'Bir şey diyeceğim sana ama daha çok ağlama olur mu? Benim kız kardeşim olacakmış annemin karnına bebek girmiş. 5 ay sonra büyüyüp yanıma gelecekmiş. Büyüyüp dediysem benim kadar değil. Hep benden küçük olacakmış ama şimdilik üşümemesi, hasta olmaması için doktor amca annemin karnın içine koymuş onu. 5 ay sonra canı isteyince de yanıma gelecekmiş. Ona hiç bağırmıyorum kızmıyorum ki çabuk gelsin. Merak ediyorum onu. Bana benzer mi sence? Sana benzerse çok ağlarım ben. Ben sana benzemiyorum çünkü...'

  Bazen ona Canavar derken kötü bir şey diyormuş gibi hissediyorum. Bazen ise bu isme müstehak olmaktan öteye gidiyor. Örneğin sırf bilgisayarıma girebilmek için okuma yazma öğrenmiş kendi başına. Kimse yardım etmedi. İzmir'e tatildeydi. Sözde internetten teyzemle konuşuyordum meğer ben öyle zannediyormuşum. Bunu 10 dakika sonra teyzemin 'Eee? Ne zaman geliyorsunuz siz buraya?' diye aradığında öğrendim.
'Eh teyzecim dedim ya Ağustos sonu gibi diye internetten 10 dakika önce konuştuk.'
'Yok yavrum biz konuşmadık ben pazardayım Dikilinin pazarı ya bugün' Takvime baktım doğru salıydı. E ben kiminle konuşmuştum?
'Ya ben kiminle konuşuyorum yarım saattir?'
'Bilmem dur enişteni arayım bir ben...'
Telefona eniştem yerine Ilgın çıkmış. Teyzemde 'Ilgıncığım benim internetime birisi girip Ecemle konuşmuş. Deden mi konuştu sen biliyor musun?' demiş. Ilgın başlamış gülmeye 'Ecem'e şaka yaptım anane ben konuştum onunla senmiş gibi. Şakacıktan'

  İlk önce teyzemde tıpkı benim gibi eniştemden yardım aldığını düşünmüş ama akşamki konuşmamızda teyzem eniştemin haberi dahi olmadan Ilgın'ın bilgisayarı açtığını söyledi. Eniştem 'Onu bulduğumda merdivenin altındaki depoya saklanmış oyun oynuyordu.' dedi. Bir kaç kere kontrol ettik. Mesela ben teyzem Ilgın'ın yanındayken Ilgın'a mesaj attım teyzemde gazete okur gibi yapıp Ilgın'ı gözetledi. Evet doğruydu! Ilgın sırf bilgisayara girmek için kendi kendine okuma yazma öğrenmişti. Hatta bugün babamın telefonuna gelen mesajı babam gözlüğünü bulamadığından Ilgın babama okudu. Giderken yanında benim ilkokuldan kalma hikaye kitaplarımdan iki tane götürdü.

  Sanırım bu sene kendinden beklenmeyen performansı tek gösteren ben değilim. Önce üniversiteyi kazanan tüm akranlarımı, ardından yaşına başına ve boyuna bakmadan okumayı,yazmayı,yürümeyi, araç kullanmayı öğrenen; yapamazsın denileni başaran herkesi kutluyorum! Sevgi ve esenlikle (ferahlıkla) kalın! Yarın tatile zorla götürülüyorum. Sağ salim varabilirsem oradan da yazarım. Hoşçakalın!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorumlarda argo ve benzeri kelimeler kullanmamaya dikkat ediniz.
Türkçenin imla kurallarına uymaya özen gösteriniz.
+18 içerikli yorumlar yapmayı aklınızdan geçirmeyiniz.
Facebook ve Twitter Türkçesiyle yazılmış; k ve v harfleri yerine q,w,x harfleri kullanılan yorumlar okunmadan silinecektir.