17 Ağu 2014

Sesimi Duyan Var Mı? (Düş Kraliçesi)

  17 Ağustos 1999... Çok fazla hatırlamıyorum. Ankaradayız. Teyzemin evinde toplanıp, birlikte yemek yediğimiz, sohbet ettiğimiz, eğlendiğimiz gecelerden biri... Saat 03:02... Birden yer hareket etmeye sallanmaya başlıyor. İlk önce herkes 'Sarhoş mu olduk bir damla rakıyla?' diye düşünüyor. Sonra bir anda bağırışıyorlar. DEPREM! Onların bağırışına uyanıyorum. Ağlamaya başlıyorum. Annem ise beni acele giydirmeye başlıyor, güvenli bir yere sığınmak ya da dışarı kaçmak yerine. Kat kat üst üste giydiriyor hırkaları kazakları... En sonunda Ceren ablam beni annemin elinden çekip alıyor. Koşarak dışarı çıkartıyor. Bir yandan da 'Korkma Ecoş korkma ablacığım geçti. Ağlama canım...' diyor ama kendisi de ağlamaya başlıyor. Apartmandan dışarı kendimizi zor atıyoruz. 21 yaşında o zaman Ceren ablam... Aceleden kimseye söyleyememiş 'Ecem'i ben aldım' diye. Herkes dışarı çıktıktan sonra ancak akıllarına geliyorum. Teyzem bir anda telaşlanıyor 'Ecem? Ecem nerede? İçeride mi unuttuk?' Oysa ki gözünün önünde kızının kucağındayım. Sonra fark ediyor rahatlıyor ancak kısa sürüyor 'İlayda? Emre?'  İlayda ablamla Emre abim daha büyükler benden 4-7 yaş kadar. Korkmuşlar ama çabuk atlatmışlar korkuyu. Okulda deprem anında ne yapılması gerektiğini öğrenmişler. Hemen anne babalarıyla birlikte çıkmışlar. Herkesin sağlam olarak dışarı çıktığını öğrenen ve bizzat kontrol eden teyzem rahatlıyor. 'Susadım ben' diyorum hafif ağlar halde. 'Ama su içeride kaldı kuzum' diye cevap veriyor teyzem. O an İlayda ablam herkesi şoka sokacak, herkesin zekasından emin olacağı bir şey yapıyor. Oyuncak sırt çantasından su ve bisküvi çıkartıyor. 'Nereden buldun bunları?' demelerine fırsat vermeden 'Öğretmenimiz bu gün depremde ne yapmamız gerektiğini anlattı. Deprem çantası hazırlamalıymışız. Bende bu gün size kendi hazırladığım deprem çantasını göstermek için bunu getirdim.' dedi. Ve bana içinden bir şişe su verdi. İtiraf etmeliyim o günden sonra İlayda ablamın gizli güçleri olduğuna inandım. Arada hala buna inandığım olur.

  Gölcük depreminde enkaz altında kalan bir arkadaşım ise şöyle anlatmıştı depremi...
Daha 2 aylık bir kuzenim ve 5 yaşında bir kız kardeşim vardı. Kardeşim 'Abi ben susadım. Gel mutfaktan su alalım.Lütfen, ben korkuyorum yalnız gitmeye' dedi. Normalde olsa 'Sen git ben sana bakıyorum.' der onu tek başına yollardım ama o an değişik bir şey hissettim, onu yalnız yollamaya gönlüm el vermedi. Birlikte mutfağa gittik. Biz mutfaktayken hafif bir uğultu geldi kulağıma, ne olduğunu anlayamadan sallanmaya başladık. Bir anda buzdolabı Deniz'in (kız kardeşi) üzerine doğru gelmeye başladı. Tutmaya çalıştım ama gücüm yetmedi. Buzdolabı kız kardeşimin üzerine devrildi. O an yalnızca 'Deniz!' diye bağırabildim ve bir anda etraf karardı. Sonra Beyza'nın ağlama sesini, annemin 'Egemen! Deniz!' diye bağırışını, tanımadığım bir adamın 'Sesimi duyan var mı?' sesini duydum... Ağlamaya başladım başım acıyordu. Elimi başıma götürdüm. Elim kıpkırmızı kana bulanmıştı. 'Deniz!' dedim. Deniz tepki vermedi. Ölmüştü... Sürünerek mutfaktan çıkmaya çalıştım. Ama sürünürken karanlıkta bir şeye çarptım. Çarpışımla Beyza avazı çıktığı kadar bağırarak ağlamaya başladı. Teyzem o karanlıkta bacağı sıkışmış halde ağlayarak beşiğinden düşen Beyza'yı arıyordu. 'Teyze, Beyza burada! Korkma... Sana Beyza'yı uzatayım elden ele çıkartalım onu dışarı.' 10 yaşındaki bir çocuk değildim o anda. Birden büyümüştüm. Beyza'yı teyzeme uzattım, o babama, babam enişteme, eniştem anneme derken Beyza'yı elden ele dışarı çıkarttık. Sonra bağırmaya başladık. 'İmdat! Kurtarın bizi!' Bağırırken başıma bir şey çarptı. Bayılmışım. Gözümü açtığımda bir hastane odasındaydım. Başımı sarmışlar yanağıma dikiş atmışlardı. Annemin kolu alçıya alınmış. 'Kızım!' diyerek ağlıyordu. O öyle ağlarken Deniz'in 'Abi ben korkuyorum. Lütfen suyu birlikte alalım mutfaktan' sözleri kulağımda çınlıyordu. Kendimi Deniz'i ölüme götürmüş gibi hissetmiştim. Ağlamaya başladım. Canım yanıyordu. Benden başka kimse Deniz'in o halini görmemişti. Annem kendime geldiğimi fark etti. 'Oğlum!' demesiyle 'Anne ben Deniz'e su verecektim. onu ben götürdüm mutfağa.' diye daha yüksek sesle ağlamaya başladım. Annemde ağlamaya başladı. Bir süre ağladı sonra birden sustu. 'Olsun oğlum bak sen varsın, baban var, teyzen ,enişten var , Beyza..' dedi 'var' demesini bekliyordum ama demedi sustu. 'Anne Beyza'ya ne oldu?' Kimse birşey söyleyemiyordu yalnızca ağlıyorlardı durmadan... Sonra hastenede bir anons sesi yükseldi. 'Hastanemize bir bayan tarafından getirilen tahminen 2 aylık kız bir bebek bulunmuştur. Yaralı depremzedelere duyurulur.' Annem anonsu duyunca beni orada bırakıp fırladı çıktı. Bana ise o bebeğin Beyza olması için dua etmek kaldı. Bütün gece dua ettim 'Allah'ım benden kardeşimi aldın Lütfen Beyza'yı da alma! Onu benim sevmem için bana bırak!' Dua ederken bir anda sabah oldu. Odama ilk gelen hemşireydi. Kahvaltı getirdi. 'Hadi bakalım yakışıklı kahvaltını yap sonra yaralarına bir bakalım...' Kahvaltımı yaparken tıpkı Beyza gibi bir bebeğin ağlama sesi geldi. Ses gittikçe yaklaşıyordu. Birden bir uğultu tıpkı depremden hemen önceki uğultu gibi... Ardından derinden bir bağırış duydum. 'Abi çok soğuk burası. Lütfen gel! Gel beni kurtar buradan...' Sonra Deniz'i gördüm. Bembeyaz bir elbise giymiş, saçları tıpkı bayramlarda yaptırdığı gibi iki yandan taranmış. 'Deniz!' diye bağıran kendi sesime uyandım. Hemşire yanıma doğru koştu. 'Geçti tamam kabus gördün korkma!' diye beni sakinleştirmeye çalıştı ama ben sürekli 'Deniz,Beyza,Kardeşim' diye ağlıyordum. Sonra annemler Beyza'yı yanıma getirdiler. O günden sonra Beyza'nın üç adı oldu. Deniz Beyza Ayşe...

  Handan Teyze (Beyza'nın teyzesi, Egemen Abinin annesi)
Egemen sürekli Deniz'e ağlıyordu. Ben ise şoktan dolayı kendi öz kızımı unutmuş yiğenimi arıyordum. Egemen'in uyandığı sabah Ömer (eşi), bir bayanın tüm hastaneleri, karakolları kapı kapı dolaşıp 'Kız bir bebek buldum. Benimde onun kadar bir kızım var ben büyütürüm ama yavrucağın anası babası hayattaysa onlardan ayrı kalmasın. Size başvuran olursa buyrun bu bizim muhtarın telefonu. Onu ararsınız sabinin ailesini buluruz.' diyerek bir numarayı ulaşabildiği her yere dağıttığını söyledi. Hemen bakmaya gittik o sırada Egemen bağırarak uyanmış, sakinleştirememişler mecburen iğne yapmışlar. Kadının sahiplendiği kadın Beyza'ydı. Hemen kimliklerimizi gösterdik. Kan testleri yapıldı. Beyza küçük olduğundan aylık kontrollerindeki verilerle karşılaştırıldı ve sonuç pozitif geldi. O an yiğenimi değilde kendi kızımı bulmuşum gibi sevindim. Hemen elimizdeki pozitif sonuçla kadının evine gittik. Bir çok kamera evin önünü sarmıştı ama bizim gözümüz hiç birini görmüyordu. Kadına sonucumuzu gösterip Beyza'yı aldık. Ayrılırken kadın 'Adını bilmiyorduk. Biz Ayşe koyduk ama isterseniz değiştirirsiniz...' Kadına ne kadar minnettar olduğumu oturup uzun uzun anlatmak isterdim ama aklım ve dilim bağlanmıştı. Zamanımızda yoktu üstelik. Ona sadece 'Deniz Beyza Ayşe' diyebildim...

Bunların tamamını bundan 10 yıl önce annemin çalıştığı çarşıya yeni açılan ahşapçı komşularımız neden ailede herkesin dikiş izi olduğunu sorduğumda bana anlatmışlardı. Hepsi bambaşka günlerde... Egemen Abiye Beyza'yı neden bu kadar sevdiğini koruyup kolladığını sorduğumda anlatmıştı. Handan teyze depremin yıl dönümünde televizyonda kendini gören kuaför çalışanına anlatırken öğrenmiştim. Şu an Handan Teyzenin iki oğlu var Egemen abiden yaklaşık 17 yaş küçük olan Deniz...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorumlarda argo ve benzeri kelimeler kullanmamaya dikkat ediniz.
Türkçenin imla kurallarına uymaya özen gösteriniz.
+18 içerikli yorumlar yapmayı aklınızdan geçirmeyiniz.
Facebook ve Twitter Türkçesiyle yazılmış; k ve v harfleri yerine q,w,x harfleri kullanılan yorumlar okunmadan silinecektir.