27 May 2014

Kıvırcık Saçlı ve Mavi Gözlülere Ölüm!

  Ne curcunaydı mübarek! Off! Canımı çıkarttı veletler! Belim ağrıyor. Ama sanmayın ki kendiliğinden... Canımı çıkarttı sıpalar! Ama eğlendim de vesselam!

 Yeter bu kadar ağdalı laflar gelelim konumuza... Pazar günü evimiz anaokuluna döndü ve benim en yakın arkadaşım bizdeydi! Çocuklarla arası limonidir. Allah'tan bir çocuk vardı o evdeyken. Pek sıkıntı çıkmadı. Ama o gitti, veletler cemaati geldi. Aman Allah'ım! Bir de hepsi erkek! Oturmuyorlar! Oturtamıyorum! Tutturdular kırmızı-mavi oynayalım! Bileydim ben ellerinde oklava,kumanda,terlik Allah ne verdiyse silah yapıp savaşacaklar 'Olmaz Necla kızar' derdim. Aralarında bir kız ben ve Ilgın kaldık mı? Böyle ikimizin gözler kocaman açılmış anca onları izliyoruz. Bir ara yanıma baktım, Ilgın yok! 'Aha yandık! Anneciğim ölüyorum!' Ilgın elinde benim koca uzun kalemlerimden biri kendine silah yapmış dalmış oğlanların arasına 'Bam güm seni vurdum Alpago yat yere!' diye bağırıyor. Çektim hemen yanıma 'Ne yapıyorsun sen burada?' dedim. Hemen başladı hararetle anlatmaya 'Ben şimdi onlarla savaş oynuyorum ya hepsini öldüreceğim oyun bitecek sonra birlikte benim istediğim bir oyun oynayacağız. Anlaşma yaptık.' dedi. Gerçekten de anlaşmışlar aralarında. Erkek çocukları bakmışlar tek kız Ilgın oturmuş mahzun mahzun onları izliyor onlarda onu çağırıp böyle bir teklif vermişler. Böylece ne o yalnız kalmış olacak ne de dışlanmış gibi olacak. Beğendim fikirlerini sonra birden durdular 'Sende oyna' dediler bana. Önce 'Olur mu  hiç olmuşum sırık kadar, gelmişim 18'ime savaş oyunu mu oynayacağım?' dedim ama girdiler aklıma. Önce ikiye ayrıldık kırmızı ve mavi diye. Kırmızılar kıvırcık saçlı olanlar, maviler düz saçlı olanlar. Bende mavi oldum tabii. Neyse aldım elime bir kapı tutacağı (evet doğru okudunuz kapı tutacağı) başladım oynamaya ama nasıl oynama! Sanki küçüldüm 6 yaşına indim bende. Bir yandan gülüyor bir yandan sözde savaşıyoruz. En sonunda kırmızılar yenildi... Biz maviler sarıldık birbirimize sevindik. Kırmızılar da tebrik etti bizi falan derken hepsi doluştular Ilgın'ın çevresine 'Şimdi ne oynayacağız' diye. Bizim ki hazır geçirmiş eline tüm oğlanları bırakır mı? '9-8 oynayacağız' Oğlanlar tabii saf saf bakakaldılar 'O ne?' diye. Hemen ip hazırladık, öğrettik oğlanlara, başladık oynamaya. Ama sevdiler. Bayağı oynadık. Sonra gitme saatleri geldi. Sırayla vedalaştık. Allah'ım ne ufaklar! İnsan sarılırken korkuyor zarar vereceğim diye, o kadar minikler. En zor vedam 10 yaşındaki Berke'ye oldu. Amerika'ya babasının yanına gidecek, 1 ay orada kalacaktı. Sarıldım 'Kendine iyi bak Türkçeyi unutma sakın ha!' diye espri yaptım. 'Unutmam' dedi buruk bir sesle. İçimden annesine babasına 'Birbirinizle ne zorunuz vardı da boşanıp şu çocuğu bir Türkiye bir Amerika mekiği dokutuyorsunuz?' dedim ama kader işte... Kalemi silgisi yok ki silip tekrar yazalım...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorumlarda argo ve benzeri kelimeler kullanmamaya dikkat ediniz.
Türkçenin imla kurallarına uymaya özen gösteriniz.
+18 içerikli yorumlar yapmayı aklınızdan geçirmeyiniz.
Facebook ve Twitter Türkçesiyle yazılmış; k ve v harfleri yerine q,w,x harfleri kullanılan yorumlar okunmadan silinecektir.